İslam’da Mezhepler Nasıl Ortaya Çıktı? İlk Mezhepten Günümüze Kronolojik Tarih

03.11.2026
7
Okuma Süresi: 24 dakika
A+
A-
İslam’da Mezhepler Nasıl Ortaya Çıktı? İlk Mezhepten Günümüze Kronolojik Tarih

İslam tarihinde mezheplerin ortaya çıkışı, Müslüman toplumların yaşadığı siyasî gelişmeler, dinî meseleler hakkındaki farklı yorumlar ve ilmî faaliyetlerle yakından ilişkilidir.

Bugün Hanefî, Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezhepleri yaygın biçimde bilinmektedir. Ancak İslam mezhepleri tarihi, bu dört fıkıh mezhebinden çok daha eskiye uzanır.

Hâricîlik, Şîa, Mürcie, Kaderiyye ve Mu‘tezile gibi hareketler, ilk hicrî asırlarda ortaya çıkmıştır. Daha sonra fıkıh mezhepleri gelişmiş; Eş‘arîlik ve Mâtürîdîlik gibi sistemli kelâm ekolleri teşekkül etmiştir.

Peki İslam tarihinde ilk mezhep hangisidir? Mezhepler hangi sırayla ortaya çıkmıştır? Ayrılıkların temelinde hangi meseleler bulunmaktadır?

Bu yazıda İslam mezheplerinin tarihî gelişimini, ilk siyasî ayrışmalardan günümüze kadar kronolojik bir çerçevede ele alacağız.

Mezhep Nedir?

Mezhep kelimesi Arapçada gidilen yol, benimsenen görüş ve takip edilen yöntem anlamlarıyla ilişkilidir.

Dinî terim olarak mezhep; İslam’ın inanç esaslarının veya amelî hükümlerinin anlaşılması ve yorumlanması konusunda ortaya çıkan, kendine özgü yöntemleri bulunan ilmî ve fikrî gelenekleri ifade eder.

Mezhepler genel olarak üç başlık altında incelenir:

Fıkhî mezhepler: Namaz, oruç, zekât, hac, ticaret, aile hukuku ve diğer amelî meselelerle ilgilenir.

İtikadî mezhepler: Allah’ın sıfatları, iman, kader, insan iradesi ve ahiret gibi inanç konularındaki yaklaşımları ele alır.

Siyasî-itikadî mezhepler: Hilafet, imamet, yönetim hakkı ve siyasî otorite gibi meseleler etrafında oluşmuştur.

Bu sınıflandırma kesin sınırlar içermez. Örneğin Şîa, siyasî ve itikadî yönlerinin yanında kendi fıkıh geleneklerine de sahiptir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Döneminde Mezhep Var mıydı?

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) yaşadığı dönemde bugünkü anlamıyla kurumsallaşmış fıkıh veya itikadî mezhepler bulunmuyordu.

Müslümanlar karşılaştıkları dinî meseleleri doğrudan kendisine sorabiliyorlardı.

Bununla birlikte sahâbe arasında bazı meselelerin anlaşılması ve uygulanması konusunda farklı değerlendirmeler yaşanabiliyordu.

Bu farklılıkların bulunması, o dönemde birbirinden bağımsız mezhep kurumlarının mevcut olduğu anlamına gelmez.

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) vefatından sonra İslam coğrafyasının genişlemesi, yeni toplumlarla karşılaşılması ve siyasî gelişmelerin etkisiyle farklı ilmî ve fikrî yaklaşımlar zaman içerisinde belirginleşti.

İslam’da İlk Mezhep Hangisidir?

Bu sorunun cevabı, mezhep kavramının nasıl tanımlandığına bağlıdır.

Hâricîlik, İslam tarihinde açık biçimde örgütlenen ilk siyasî-dinî ayrışmalardan biri kabul edilir.

Hâricîliğin belirgin bir hareket hâline gelmesi, hicrî 37 (Miladî 657) yılındaki Sıffîn Savaşı ve ardından yaşanan Hakem Olayı ile ilişkilidir.

Bununla birlikte Hz. Ali’nin taraftarları anlamında kullanılan erken dönem Şîa eğiliminin kökleri de ilk hilafet tartışmalarına kadar uzanmaktadır. Şîa’nın daha sonraki itikadî mezhep yapısı ise zaman içerisinde oluşmuştur.

Dolayısıyla Hâricîlik ile Şîa’nın doğuşunu tek bir tarih üzerinden kesin biçimde sıralamak tarihî gelişimi yeterince yansıtmaz.

İslam Mezheplerinin Kronolojik Ortaya Çıkış Tablosu

Aşağıdaki tablo, önemli mezhep ve ekollerin ilk ortaya çıkışlarını veya kurumsallaşma dönemlerini yaklaşık olarak göstermektedir.

Mezhep veya ekolYaklaşık ortaya çıkışTemel konu
Hâricîlik657Hakem Olayı, yönetim ve büyük günah
Erken Şîa hareketleri7. yüzyılın ikinci yarısıHz. Ali taraftarlığı, imamet
Kaderiyye7. yüzyılın sonlarıİnsan iradesi ve kader
Mürcie7. yüzyılın sonlarıİman, amel ve büyük günah
İbâzıyye7. yüzyılın sonları–8. yüzyılİmamet, iman ve amel
Cebriyye / Cehmiyye8. yüzyılın ilk yarısıKader, insan fiilleri, ilâhî sıfatlar
Mu‘tezile8. yüzyılın ilk yarısıAdalet, tevhid, iman ve akıl
Zeydiyye740 sonrasıİmamet ve fıkıh
Hanefî fıkıh geleneği8. yüzyılFıkıh ve içtihat
Mâlikî fıkıh geleneği8. yüzyılMedine uygulaması ve fıkıh
İsmâiliyye8. yüzyılın sonlarıİmamet silsilesi
Şâfiî mezhebi9. yüzyılın başlarıFıkıh usulü ve deliller
Hanbelî mezhebi9. yüzyıl ve sonrasıHadis merkezli fıkıh geleneği
Zâhirî mezhebi9. yüzyılLafzî yorum ve kıyas eleştirisi
İmâmiyye / İsnâaşeriyye9–10. yüzyıllarda belirginleşmeOn iki imam ve gaybet
Eş‘arîlik10. yüzyılSünnî kelâm
Mâtürîdîlik10. yüzyıl ve sonrasıSünnî kelâm
Vehhâbî hareketi18. yüzyılTevhid, dinî ıslah anlayışı
Ahmediyye / Kādiyânîlik19. yüzyılın sonlarıNübüvvet ve Mesihlik iddiaları

Önemli açıklama: Bu tablo bütün mezhepleri kapsamamaktadır. Ayrıca tarihler mezheplerin tek bir günde kurulduğunu göstermez. İlk görüşlerin ortaya çıkması, bir hareketin isim kazanması ve mezhep olarak kurumsallaşması farklı dönemlerde gerçekleşebilir.

1. Hâricîlik: İlk Büyük Siyasî-Dinî Ayrışmalardan Biri

Hâricîlik, Hz. Ali ile Muâviye arasında gerçekleşen Sıffîn Savaşı’nın ardından ortaya çıkan Hakem Olayı sırasında belirginleşmiştir.

Hz. Ali’nin ordusunda bulunan bazı kişiler, hakem tayin edilmesini kabul etmeyerek ondan ayrılmıştır.

Hâricîler arasında özellikle yönetim, büyük günah işleyen kişinin durumu ve dinî hükümlerin uygulanması konularında sert yaklaşımlar gelişmiştir.

Ancak Hâricî grupların tamamının aynı görüşleri benimsediği söylenemez.

Ezârika, Necedât ve Sufriyye gibi tarihî kollar arasında önemli farklılıklar bulunmuştur.

İbâzıyye ise erken Hâricî çevrelerle tarihî ilişkileri bulunan, ancak kendisini klasik Hâricî aşırılıklarla özdeşleştirmeyen ve günümüze kadar ulaşan ayrı bir gelenektir.

2. Şîa: Hilafet ve İmamet Tartışmalarından Doğan Hareket

Şîa kelimesi başlangıçta taraftar veya topluluk anlamında kullanılmıştır.

İslam tarihindeki Şiî hareketlerin temelinde Hz. Ali’nin ve onun soyundan gelenlerin Müslüman toplumun yönetimindeki konumuna ilişkin görüşler bulunmaktadır.

Şiî düşüncenin tarihî gelişiminde özellikle Kerbelâ hadisesi önemli bir dönüm noktasıdır.

Hicrî 61 (Miladî 680) yılında Hz. Hüseyin’in Kerbelâ’da şehit edilmesi, sonraki Şiî kimliğin oluşumunda derin etkiler bırakmıştır.

Zamanla Şiî gelenek içerisinde farklı imamet anlayışlarına sahip kollar ortaya çıkmıştır.

Başlıcaları Zeydiyye, İsmâiliyye ve İmâmiyye’dir.

Zeydiyye

Hz. Hüseyin’in torunlarından Zeyd bin Ali’nin 740 yılındaki hareketiyle ilişkilendirilen bir Şiî gelenektir.

İmamet ve fıkıh anlayışında diğer Şiî kollardan ayrılan yönleri bulunmaktadır.

İsmâiliyye

İmam Ca‘fer es-Sâdık’ın ardından imametin kime geçtiği konusundaki ayrışmalarla bağlantılı olarak gelişmiştir.

İsmâilî düşünce zaman içerisinde farklı kollar meydana getirmiştir.

İmâmiyye / İsnâaşeriyye

On iki imam inancını benimseyen Şiî gelenektir.

Özellikle on birinci imam Hasan el-Askerî’nin 874 yılında vefatının ardından imamet ve gaybet hakkındaki tartışmalar, bu mezhebin belirginleşmesinde etkili olmuştur.

3. Kaderiyye: İnsan İradesi ve Kader Tartışmaları

Kaderiyye, hicrî birinci asrın sonlarında insanın fiilleri ve sorumluluğu üzerine ortaya çıkan görüşlerle ilişkilendirilir.

Ma‘bed el-Cühenî ve Gaylân ed-Dımaşkī, erken dönem kader tartışmalarında öne çıkan isimlerdir.

Tartışmanın temelinde insanın davranışlarında ne ölçüde özgür olduğu sorusu bulunuyordu.

Bu mesele, sonraki dönemlerde Mu‘tezile ve Sünnî kelâm ekolleri tarafından farklı biçimlerde ele alınmıştır.

4. Mürcie: İman ve Amel İlişkisi

Mürcie, büyük günah işleyen Müslümanların dinî durumuna ilişkin tartışmalar içerisinde gelişmiştir.

Özellikle Hâricîlerin büyük günah konusunda benimsediği sert görüşlere karşı farklı yaklaşımlar ortaya çıkmıştır.

Mürcie adı altında değerlendirilen bütün grupların iman anlayışları aynı değildir.

Burada önemli bir ilmî ayrıntı bulunmaktadır:

Bazı tarihî kaynaklarda İmam Ebû Hanîfe’nin iman anlayışı sebebiyle Mürcie ile ilişkilendirildiği görülür. Ancak bu niteleme, onu daha sonraki aşırı Mürciî görüşlerle aynı kabul etmeyi gerektirmez.

İlk dönem mezhep isimlerinin polemiklerde farklı anlamlarla kullanılabildiği unutulmamalıdır.

5. Cebriyye ve Cehmiyye

Cebriyye adı, insan fiillerinde cebri öne çıkaran görüşler için kullanılmıştır.

Cehmiyye ise Cehm bin Safvân’a nispet edilen, özellikle ilâhî sıfatlar ve kader hakkındaki görüşlerle tanınan bir ekoldür.

Her iki ad bazen birbirine yakın anlamlarda kullanılsa da tarihî kaynaklarda aynı kapsamı taşımayabilir.

Bu nedenle Cebriyye ile Cehmiyye’yi tamamen özdeş kabul etmek doğru değildir.

6. Mu‘tezile: Kelâmın Sistemleşmesinde Etkili Bir Ekol

Mu‘tezile, hicrî ikinci asırda Basra merkezli ilmî tartışmalar içerisinde gelişmiştir.

Vâsıl bin Atâ ve Amr bin Ubeyd, ekolün erken dönem temsilcileri arasında sayılır.

Mu‘tezile’nin temel ilkeleri gelenekte beş esas olarak ifade edilmiştir:

  1. Tevhid
  2. Adalet
  3. Vaad ve vaîd
  4. El-menzile beyne’l-menzileteyn
  5. Emr-i bi’l-ma‘rûf ve nehy-i ani’l-münker

Mu‘tezile, aklî delillendirmeye verdiği önemle kelâm ilminin gelişiminde etkili olmuştur.

Abbâsîler dönemindeki Mihne hadisesinde Kur’an’ın mahlûk olduğu görüşünün devlet eliyle kabul ettirilmesi çabaları, mezhepler tarihinin önemli tartışmalarından biridir.

Ancak Mihne dönemindeki devlet uygulamalarını bütün Mu‘tezilî âlimlerin kişisel tutumlarıyla özdeşleştirmek doğru değildir.

7. Hanefî Mezhebi Nasıl Ortaya Çıktı?

Hanefî mezhebi, İmam Ebû Hanîfe’nin (699–767) ilmî görüşleri ve öğrencilerinin çalışmalarıyla gelişmiştir.

Kûfe merkezli fıkıh birikimi içerisinde yetişen İmam Ebû Hanîfe, dinî meselelerin çözümünde Kur’an, Sünnet ve sahâbe görüşleriyle birlikte sistemli içtihat yöntemlerinden yararlanmıştır.

Öğrencileri Ebû Yûsuf ve Muhammed eş-Şeybânî, Hanefî fıkhının sistemleşmesinde büyük rol oynamıştır.

Hanefî mezhebinin oluşumu, yalnızca Ebû Hanîfe’nin hayatıyla sınırlı değildir. Mezhebin ilmî literatürü sonraki nesillerde genişlemiştir.

8. Mâlikî Mezhebi Nasıl Ortaya Çıktı?

Mâlikî mezhebi, İmam Mâlik bin Enes’in (711–795) görüşleri etrafında gelişmiştir.

Medine’deki sahâbe ve tâbiîn mirası, bu mezhebin oluşumunda önemli bir yere sahiptir.

İmam Mâlik’in el-Muvatta’ adlı eseri, hadis ve fıkıh tarihinin önemli kaynakları arasındadır.

Mâlikî mezhebinde Medine ehlinin uygulamalarına verilen önem dikkat çekmektedir.

9. Şâfiî Mezhebi Nasıl Ortaya Çıktı?

Şâfiî mezhebi, İmam Muhammed bin İdrîs eş-Şâfiî’nin (767–820) görüşleriyle şekillenmiştir.

İmam Şâfiî, Hicaz ve Irak fıkıh geleneklerini yakından tanımış ve kendine özgü bir fıkıh usulü geliştirmiştir.

er-Risâle adlı eseri, fıkıh usulü tarihinin temel metinlerinden biridir.

Şâfiî mezhebi, öğrencilerinin çalışmalarıyla sistemleşerek geniş bir coğrafyaya yayılmıştır.

10. Hanbelî Mezhebi Nasıl Ortaya Çıktı?

Hanbelî mezhebi, İmam Ahmed bin Hanbel’in (780–855) ilmî mirası üzerine kurulmuştur.

Ahmed bin Hanbel özellikle hadis ilmindeki otoritesiyle tanınmıştır.

Mezhebin fıkhî görüşleri, öğrencilerinin aktardığı cevaplar ve sonraki Hanbelî fakihlerinin çalışmalarıyla sistemleşmiştir.

Hanbelî fıkhında rivayetlere verilen önem dikkat çekmekle birlikte, mezhebin kıyası tamamen reddettiğini söylemek doğru değildir.

11. Zâhirî Mezhebi: Lafzî Yorumun Öne Çıkması

Zâhirî mezhebi, Dâvûd ez-Zâhirî (ö. 884) tarafından geliştirilen fıkhî yaklaşımla ilişkilidir.

Bu mezhep, dinî metinlerin açık anlamına öncelik vermesi ve fıkhî kıyasa yönelik eleştirileriyle tanınmıştır.

İbn Hazm, sonraki dönemlerde Zâhirî geleneğin en önemli temsilcilerinden biri olmuştur.

Zâhirîlik, tarih boyunca etkili olmakla birlikte günümüzde dört büyük Sünnî fıkıh mezhebi gibi yaygın ve kurumsal bir yapı olarak devam etmemektedir.

12. Eş‘arîlik Nasıl Ortaya Çıktı?

Eş‘arîlik, Ebü’l-Hasan el-Eş‘arî’nin (874–936) ilmî faaliyetleriyle ilişkilidir.

Eş‘arî, başlangıçta Mu‘tezilî çevrede yetişmiş, daha sonra farklı bir kelâmî yaklaşım geliştirmiştir.

Bu gelenek, Kur’an ve Sünnet’e bağlılığı esas alırken itikadî meselelerin savunulmasında aklî delillerden de yararlanmıştır.

Eş‘arîlik, sonraki yüzyıllarda Bâkıllânî, Cüveynî, Gazzâlî ve Fahreddin er-Râzî gibi âlimlerin katkılarıyla gelişmiştir.

13. Mâtürîdîlik Nasıl Ortaya Çıktı?

Mâtürîdîlik, Ebû Mansûr el-Mâtürîdî’nin (ö. 944) görüşleri etrafında gelişen Sünnî kelâm geleneğidir.

Semerkant merkezli ilmî çevrelerde yetişen İmam Mâtürîdî, özellikle bilgi, iman, insan iradesi ve Allah’ın sıfatları gibi meseleleri sistemli biçimde ele almıştır.

Kitâbü’t-Tevhîd ve Te’vîlâtü’l-Kur’ân, onun en önemli eserlerindendir.

Mâtürîdîlik, Hanefî fıkıh çevreleri içerisinde yaygınlık kazanmış ve sonraki âlimlerin katkılarıyla kurumsallaşmıştır.

Eş‘arîlik ile Mâtürîdîlik arasında bazı kelâmî meselelerde farklı görüşler bulunmakla birlikte her iki gelenek de Sünnî kelâm tarihinde önemli bir yere sahiptir.

14. Daha Sonraki Dönemlerde Ortaya Çıkan Dinî Hareketler

İslam tarihindeki dinî hareketlerin oluşumu ilk asırlarla sınırlı kalmamıştır.

  1. yüzyılda Arabistan’da Muhammed bin Abdülvehhâb’ın öncülüğünde gelişen Vehhâbî hareketi, tevhid ve dinî uygulamaların ıslahı konularını öne çıkarmıştır.
  2. yüzyılda Hindistan’da gelişen Ahmediyye hareketi ise özellikle nübüvvet ve Mesihlik hakkındaki görüşleri sebebiyle ana akım Müslüman geleneklerden ayrılmıştır.

Bunlar tarihî inceleme kapsamında ele alınan hareketlerdir. Ancak hepsinin klasik anlamda bir fıkıh mezhebi veya kelâm mezhebi olduğu söylenemez.

Aynı şekilde modern Selefîlik, Diyobendîlik ve Berelvîlik gibi oluşumların da tarihî ve ilmî özellikleri ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Mezhepler Neden Ortaya Çıktı?

İslam mezheplerinin ortaya çıkışında tek bir sebep bulunmamaktadır.

Siyasî gelişmeler

Hilafet ve imamet tartışmaları, özellikle erken dönem siyasî-itikadî hareketlerin oluşumunda etkili olmuştur.

Dinî metinlerin farklı yorumlanması

Kur’an ayetlerinin ve hadislerin anlaşılması, delillerin değerlendirilmesi ve hükümler arasında tercih yapılması konularındaki yöntem farklılıkları fıkhî mezheplerin gelişmesine katkı sağlamıştır.

İslam coğrafyasının genişlemesi

Yeni şehirler, kültürler ve toplumsal ihtiyaçlar farklı fıkhî meselelerin gündeme gelmesine yol açmıştır.

İlmî yöntem farklılıkları

Âlimler hadislerin değerlendirilmesi, kıyasın kullanılması, icmâın kapsamı ve diğer usul meselelerinde farklı yaklaşımlar geliştirmiştir.

İtikadî tartışmalar

İman, kader, insan iradesi, ilâhî sıfatlar ve büyük günah gibi konular farklı kelâmî ekollerin oluşumunda etkili olmuştur.

Mezhepler Peygamber Efendimiz’den (s.a.v.) Sonra mı Ortaya Çıktı?

Bugünkü anlamda sistemleşmiş mezhepler, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) vefatından sonraki dönemlerde ortaya çıkmıştır.

Ancak bu durum, bütün mezhep görüşlerinin sonradan ortaya atılmış dinî hükümler olduğu anlamına gelmez.

Fıkıh mezhepleri, Kur’an ve Sünnet’ten hüküm çıkarma faaliyetinin tarih içerisinde sistemleşmesiyle oluşmuştur.

İtikadî ve siyasî mezheplerin ortaya çıkışında ise farklı tarihî ve düşünsel şartlar etkili olmuştur.

Bu sebeple fıkıh mezheplerini siyasî veya itikadî ayrışmalarla tamamen aynı kategoride değerlendirmek doğru değildir.

Mezhep Farklılıkları İslam’da Ayrılık Anlamına mı Gelir?

Kur’an-ı Kerim’de Müslümanların birlik içerisinde bulunmalarına önem verilmiştir.

Allah (c.c.) şöyle buyurur:

“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın; bölünüp parçalanmayın.”

Âl-i İmrân sûresi, 3/103.

Bu ayet, Müslümanların birlik sorumluluğunu vurgulamaktadır.

Bununla birlikte ilmî meselelerde farklı içtihatların bulunması ile dinî ve toplumsal parçalanma aynı şey değildir.

Fıkhî ihtilafların önemli bir kısmı, ortak dinî kaynakların farklı yöntemlerle değerlendirilmesinden doğmuştur.

Mezhepler tarihi incelenirken bu ayrımın korunması, hem tarihî doğruluk hem de ilmî ihtilaf kültürü bakımından önem taşımaktadır.

İslam Mezhepleri Tarihi Nasıl Okunmalıdır?

İslam mezheplerinin tarihî gelişimi, tek bir olayla başlayan ve doğrusal biçimde ilerleyen basit bir süreç değildir.

İlk siyasî ayrışmalar, iman ve kader tartışmaları, fıkhî içtihat faaliyetleri ve kelâm ilminin gelişimi birbirini etkileyen süreçler olarak ortaya çıkmıştır.

Hâricîlik ve erken Şiî hareketler siyasî gelişmelerle bağlantılı olarak şekillenmiş; Kaderiyye, Mürcie ve Mu‘tezile gibi ekoller inanç meselelerine ilişkin tartışmalarda etkili olmuştur.

Hanefî, Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî mezhepleri fıkhî birikimin sistemleşmesiyle gelişmiş; Eş‘arîlik ve Mâtürîdîlik ise Sünnî kelâmın önemli gelenekleri hâline gelmiştir.

Mezheplerin ortaya çıkışını anlamak, yalnızca tarihî isimleri ve tarihleri ezberlemek değildir. Aynı zamanda Müslümanların dinî meseleleri nasıl ele aldığını, hangi sorunlarla karşılaştığını ve farklı ilmî yöntemlerin nasıl oluştuğunu anlamaktır.

İhtilaf kültürünün sağlıklı biçimde anlaşılması, farklılıkların sebeplerini doğru öğrenmek ve ilmî değerlendirmeleri tarihî bağlamından koparmamakla mümkündür.

Sıkça Sorulan Sorular

İslam tarihinde ilk mezhep hangisidir?

Hâricîlik, ilk açık siyasî-dinî ayrışmalardan biridir. Ancak erken Şiî eğilimlerin kökleri de ilk hilafet tartışmalarına uzandığı için bütün mezheplerin başlangıcını tek bir kesin sıralamaya indirgemek mümkün değildir.

Dört büyük mezhep hangi sırayla ortaya çıkmıştır?

İmamlarının doğum tarihlerine göre Hanefî, Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî şeklinde sıralanırlar. Ancak mezheplerin kurumsallaşması sonraki nesillerde devam etmiştir.

Şîa mı, Hâricîlik mi daha önce ortaya çıktı?

Hz. Ali taraftarlığı erken dönemde mevcut olmakla birlikte Hâricîlik 657 yılındaki Hakem Olayı sonrasında açık bir ayrışma hâline gelmiştir. Şiî mezheplerin sistemli itikadî yapıları ise daha sonra gelişmiştir.

Eş‘arîlik ve Mâtürîdîlik ne zaman ortaya çıktı?

Her iki kelâm geleneği de hicrî üçüncü asrın sonları ve dördüncü asırda, miladî 9. yüzyılın sonları ile 10. yüzyılda belirginleşmiştir.

Hanefîlik ve Mâtürîdîlik aynı mezhep midir?

Hayır. Hanefîlik fıkıh mezhebi, Mâtürîdîlik ise itikadî-kelâmî bir ekoldür. Tarih boyunca aralarında güçlü bir ilmî ilişki bulunmuştur.

Bütün mezhepler günümüze kadar ulaşmış mıdır?

Hayır. Bazı mezhep ve ekoller tarih içerisinde etkisini kaybetmiş veya bağımsız kurumsal varlığını sürdürememiştir. Bazıları ise farklı coğrafyalarda varlığını devam ettirmiştir.

Kaynakça

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi, “Mezhep”.
  2. TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hâricîler”.
  3. TDV İslâm Ansiklopedisi, “Şîa”.
  4. TDV İslâm Ansiklopedisi, “Mürcie”.
  5. TDV İslâm Ansiklopedisi, “Kaderiyye”.
  6. TDV İslâm Ansiklopedisi, “Mu‘tezile”.
  7. TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hanefî Mezhebi”, “Mâlikî Mezhebi”, “Şâfiî Mezhebi” ve “Hanbelî Mezhebi”.
  8. TDV İslâm Ansiklopedisi, “Eş‘ariyye” ve “Mâtürîdiyye”.
  9. Ebü’l-Hasan el-Eş‘arî, Makālâtü’l-İslâmiyyîn.
  10. Abdülkāhir el-Bağdâdî, el-Fark beyne’l-Fırak.
  11. Şehristânî, el-Milel ve’n-Nihal.
  12. Ebû Mansûr el-Mâtürîdî, Kitâbü’t-Tevhîd.
  13. Ethem Ruhi Fığlalı, Çağımızda İtikadî İslâm Mezhepleri.

Peygamberlerin Soy Ağacı ve Geliş Sıraları: Hz. Âdem’den Hz. Muhammed’e (s.a.v.) Nübüvvet Tarihi

Hasbiyallahu La İlahe İlla Hu – Arapça Yazılışı, Okunuşu, Anlamı ve Fazileti

Estağfirullah El Azîm ve Etûbü İleyh – İstiğfar Duası Okunuşu, Anlamı ve Fazileti

Allahümme İnni Eûzü Bike Minel Hemmi Vel Huzn Duası – Sıkıntı ve Üzüntü Duası Okunuşu, Anlamı ve Fazileti

Rabbi inni limâ enzelte ileyye min hayrin fakir” Duası – Arapçası, Okunuşu ve Anlamı

Diğer Yazılar

Siz Ne Düşünüyorsunuz?

Bu mezhep meselesinde siz hangi yaklaşımı daha güçlü buluyorsunuz? Kaynaklı görüşlerinizi yorumlarda paylaşabilirsiniz.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.