Etiket: İslam akaidi
İnsan iradesi, kader, Allah’ın kudreti ve kulun fiilleri…İslam düşüncesinin en çok tartışılan meselelerinden biri olan bu kavramlar, özellikle kelâm ilminde büyük ekollerin farklı yaklaşımlar geliştirmesine sebep olmuştur. Bu ekoller arasında Mâtürîdîlik, hem akıl hem nakil temelli yaklaşımıyla dengeli bir sistem kurmuş ve insanın sorumluluğunu merkeze alan güçlü bir çerçeve ortaya...
Peygamberlere iman, imanın altı esasından biridir. Bu sebeple peygamberleri inkâr etmek, imanın temelini sarsan ağır bir durumdur. İslam akaidine göre Allah’ın (c.c.) gönderdiği peygamberlerden birini dahi inkâr etmek, bütün peygamberleri inkâr etmek anlamına gelir. Çünkü hepsi aynı ilahî kaynaktan gelmiş, aynı tevhid inancını tebliğ etmiştir. Peygamberleri İnkar Etmek Ne Demektir?...
Peygamberlere iman sadece onların varlığını kabul etmek değildir. Gerçek iman; peygamberleri sevmeyi, onlara saygı göstermeyi ve özellikle Hz. Muhammed’e (s.a.v.) ittiba etmeyi gerektirir. Çünkü peygamber sevgisi, imanın kalpteki yansımasıdır. Allah (c.c.) Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurur: “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin…” (Âl-i İmrân, 31)...
Peygamberlere iman esaslarından biri de Hz. Muhammed’in (s.a.v.) son peygamber olduğuna inanmaktır. İslam akaidinde bu inanç “Hatm-i Nübüvvet” olarak ifade edilir. Hatm-i nübüvvet, peygamberliğin onunla sona erdiğini ve ondan sonra yeni bir peygamber gelmeyeceğini kabul etmektir. Bu inanç, imanın temel esaslarındandır ve inkârı kişiyi itikadî sapmaya götürür. Hatm-i Nübüvvet Nedir?...
Peygamberlere iman ederken onların Allah (c.c.) tarafından desteklendiğine de inanırız. Bu ilahî destek, çoğu zaman mucize ile gerçekleşmiştir. Mucize, peygamberliğin doğruluğunu ispat eden olağanüstü bir hadisedir. Hanefî-Mâturîdî akaidine göre mucize, Allah’ın (Azze ve Celle) peygamberini tasdik etmek için yarattığı harikulade bir olaydır. Peygamber kendi gücüyle mucize göstermez; mucize tamamen ilahî...
Peygamberlere iman, sadece tek bir peygambere değil; Allah’ın (c.c.) gönderdiği bütün elçilere iman etmeyi gerektirir. İslam inancına göre peygamberlik, Hz. Âdem ile başlamış ve Hz. Muhammed (s.a.v.) ile tamamlanmıştır. Bu süreç, insanlık tarihi boyunca kesintisiz bir ilahî rehberlik zinciri olarak devam etmiştir. Bu zincire “nübüvvet silsilesi” denir. İlk Peygamber: Hz....
Peygamberlere iman, sadece genel olarak elçilere inanmak değil; Kur’ân-ı Kerîm’de ismi bildirilen peygamberleri de isimleriyle kabul etmeyi gerektirir. Allah (c.c.) Kur’an’da bazı peygamberlerin kıssalarını anlatmış, bazılarını ise sadece isim olarak zikretmiştir. Kur’an’da ismi açıkça geçen peygamberlerin sayısı 25’tir. Ancak gönderilen peygamberlerin sayısı bununla sınırlı değildir. Nitekim Allah (Azze ve Celle)...
Peygamberlere iman eden bir mümin, onların Allah (c.c.) tarafından korunmuş seçkin kullar olduğuna inanır. Bu korunmuşluk, akaidde “ismet” sıfatı olarak ifade edilir. İsmet, peygamberlerin günah ve büyük hatalardan korunmuş olmaları demektir. Hanefî-Mâturîdî akaidine göre ismet sıfatı, peygamberliğin zorunlu bir gereğidir. Çünkü vahyin güvenilirliği, peygamberlerin doğruluğuna ve temizliğine bağlıdır. İsmet Nedir?...
Peygamberlere iman, onların Allah (c.c.) tarafından seçilmiş elçiler olduğuna inanmayı gerektirir. Ancak peygamberleri doğru tanımak da imanın bir parçasıdır. Ehl-i sünnet akaidine göre peygamberlerin birtakım ortak ve zorunlu sıfatları vardır. Bu sıfatlar, onların peygamberlik görevini eksiksiz yerine getirdiklerini gösterir. Hanefî-Mâturîdî anlayışa göre peygamberlerin sahip olduğu temel sıfatlar şunlardır: Sıdk, Emanet,...
İman esaslarından biri de peygamberlere imandır. Müslüman, Allah’a (c.c.) iman ettiği gibi O’nun gönderdiği bütün peygamberlere de iman eder. Peygamberlere iman, İslam akaidinin temel taşlarından biridir ve imanın sahih olması için vazgeçilmezdir. Kur’ân-ı Kerîm’de Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurur: “Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, müminler de. Her biri Allah’a,...





